Gelişen Toplum Düzeninde Hukuk ve Tepekent

     Sümer kralı URGAKİNA’nın millattan önce 2375 yılında ortaya koyduğu yazılı kanunlardan bu yana, hukuki düzenlemelerde temel amaç toplum yaşamını düzenlemek, sosyal gereksinimleri karşılamak ve adalet düşüncesini gerçekleştirmektir. Toplumsal düzenin bozulmaması ve kanunlara riayeti sağlamak için yerine göre ceza, zorla icra, zararın tazmini, yapılan işlemin geçerli olmaması veya iptali gibi yaptırımlara başvurulmuştur. İlk günden günümüze kadar şekil ve yöntem farklı da olsa, hukukta temel amaç değişmemiş, insanların barış ve huzur içinde yaşadığı, canlarının ve mallarının güvencede olduğu, haklarının korunduğu sistemli bir düzen hedeflenmiştir.

     Bazen fiiliyatta uygulanmakta olan değil, fakat uygulanması gereken, yani sosyal gereksinimleri adalete en uygun biçimde karşılayacağı düşünülen hukuka, ideal hukuk veya doğal hukuk dendiğini biliyoruz. İlerleyen zaman, değişen ihtiyaçlar ve gelişen teknoloji sürekli bir ideal hukuk arayışını zorunlu kılmaktadır.

     Kentlerde yoğunluğun artması ile birlikte daha sakin, doğayla iç içe yaşama talebi, yatay kat mülkiyetinin oluştuğu yeni yerleşimlerin ve toplu yapıların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. İşte Tepekent projesi de böyle bir ihtiyacın sonucudur. 1965 tarihinde çıkan 634 sayılı kat mülkiyeti yasası dikey kat irtifakını esas alırken, 28.11.2007 tarihinde 634 sayılı yasada değişiklik yapan ve yatay kat mülkiyetini düzenleyen 5711 sayılı yasa çıkmıştır.

     5711 sayılı kanununda yatay kat mülkiyetli toplu yapılara tam anlamıyla çözüm getirdiği söylenemez.Tepekent olarak tamda bu günlerde böyle bir hukuk karmaşasıyla karşı karşıyayız. İlçe merkezinden uzak olan ve karakolu bulunmayan kentimizin, daha güvenli bir hale getirilmesi, geçişlerin kısmen de olsa kontrollü olması için A ve B kapılarımıza bariyer konulmuştu. 29 güvenlik görevlisi ile üç vardiya halinde kentimizde güvenliğini sağlamaya çalışırken, aynı zamanda devletimizin ve kamunun zorunlu olarak yapması gereken bir hizmete paramızla, gücümüzle destek oluyoruz. Her şey yolunda sürüp giderken geçenlerde TEDAŞ’tan bir yazı geldi. Bu yazıda Tepekent’in bir site olduğu, kapısında bariyer ve güvenlik bulunduğu gerekçesiyle, bundan sonraki sokak aydınlatma bedellerinin kent yönetimi tarafından ödenmesi gerektiği belirtiliyordu. Duruma itiraz edildi. Gerekli girişimlerde bulunuldu. Ankara’da Tedaş Genel müdürümüz ile bir görüşme sağlandı. Maalesef sonuç olumsuzdu. Sayın Genel Müdürümüz yönetmeliğe göre bariyeri kaldırmadığımız taktirde aydınlatma bedellerinin kent yönetimine fatura edileceğini bildirerek karar vermemizi istediler. Şu anki bütçemizle, aylık 60.000.- TL’yi aşan bu bedeli ödeme imkanımız bulunmadığından bariyerleri kaldırmak zorunda kaldığımızı bildirdik. Halen Tedaş’ın gözetimi ve kontrolü altındayız. Ülkemizin olağanüstü bir dönemden geçtiği günümüzde, zamanlama olarakta bu durum üyelerimizde bir tedirginlik yarattı.

     Yukarıda anlatmaya çalıştığımız olay buydu. Hukuki düzenlemeler halkın ve kamunun yararına olmalıdır. Siz güvenlik kuvvetlerine yardımcı olurken, onların sorumluluk alanlarını azaltarak işlerini kolaylaştırırken, yolların aydınlatılması bir pazarlık konusu olmamalıdır. Hani verdiğimiz her kuruş vergi bize yol, su elektrik olarak geri dönecekti? İmarsız bölgeler devletin her türlü imkanlarından yararlanırken, her şeyiyle yasal olan, imarlı Tepekent’ten bunun esirgenmesi sadece bir hukuk çelişkisi olarak izah edilebilir. Kaldı ki kentimizdeki elektrik trafolarıyla alt yapı da o zamanki Birlik yönetimi tarafından tamamlanarak, elektrik idaresine bedelsiz olarak devredilmişti.

       5711 sayılı kanun siteyi tanımlamalı, toplu yapıyla sitenin farkına açıklık getirmelidir. Bir Üniversitenin, iki devlet okulunun, bir caminin ve yirmi beş kilometre kamuya terkedilmiş yolun olduğu, altı bin dönümlük bir yere site denebilir mi? Tepekent bir site olmaktan ziyade 5711 sayılı yasanın 66. Maddesine göre ortak mülkleri olan yatay kat mülkiyetli toplu bir yapıdır. Yönetim planı tapuda tescillidir.

     Bu site mevzuu İSKİ ile olan su şebekesinin ferdileştirilmesi olayında da gündeme gelmektedir. Büyük şehirlerin gelişmesinin zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkan bu fiili durum, orada yaşayan insanları cezalandırmaya dönüştürülmeden, bir çözüme kavuşturulmalıdır. İmarsız gecekondu semtine sorgusuz sualsiz su veren İSKİ’den, tüm yasal yükümlülüklerimizi yerine getiren insanlar olarak ferdi su alma hakkını kullanmak isteğimizden daha doğal bir şey olamaz.

     Biraz önce ideal hukuk yada doğal hukuktan bahsetmiştik. İşte ideal hukuk burada devreye giriyor. Olan değil, olması gereken, sosyal gereksinimlere ve adalete uygun yeni düzenlemeler yeri ve zamanı geldiğinde devreye girmelidir. Hukuki düzenlemeler vatandaşa köstek değil, onun günlük yaşamını kolaylaştırıcı ve mutlu olmasını destekler mahiyette olmalıdır. Uygar dünya ve müreffeh ülkeler böyle yapıyor. 5711 sayılı yasadaki eksiklikler, çelişkilere meydan vermeden, kafa karışıklığı yaratmayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

     Tepekent hiç bir hukuki düzenleme ile riske atılmayacak kadar önemli olan, ülkemizin en büyük villa kentidir. İstanbulun Trakyaya açılan kapısında gölle, deniz arasına sıkışmış bir incidir. Başkalarını bilmem ama biz elimizdeki mülkün kıymetinin bilincindeyiz. Yönetim kurulu olarak yere ve zamana uygun taktikler üreterek, kentimizin yükselen trendini sürdürmek azim ve kararlılığındayız. El birliği ile tüm sorunların üstesinden gelebilecek güçteyiz. Tüm tepekentli komşularımızın içi rahat olsun...                                                      

                                                                                                                         TEPEKENT YÖNETİM

 

Tepekent Villaları

Türkoba Mah. Tepecik Cad. No: 1
Tepecik - Büyükçekmece / İstanbul

İletişim

Telefon: 0 (212) 860 00 01 (5 hat)
E-posta: info@tepekent.com.tr

Bizi Takip Edin

tepekent facebook tepekent twitter tepekent instagram